saglikarsivi.info

Bir baÅŸka WordPress blogu.

A Vitamini (Akseroftol)

A Vitamini (Akseroftol)

A vitaminine akseroftol da denir. Kimyasal yapı bakımından birbirine benzeyen ve aynı fizyolojik etkiyi yapan A1 (retinol), A2 (dehidroretinol) ve retinen veya A1 karşılığı aldehid maddeleri olmak üzere üç türlüdür. A vitamini süt, tereyağı, çeşitli balıkların karaciğeri gibi yalnız hayvansal maddelerde bulunduğu halde, A provitaminleri yani karotenler, havuç, domates ve ıspanakta çok yaygındır. Bu bitkilerde sarı pigmentler halinde bulunur.

A vitamini yokluÄŸu epitel dokuda bozukluklar yapar, kemik ve diÅŸ büyümesini durdurur, vücudun ateÅŸli hastalıklara direncini azaltır. Hemeralopi (alacakaranlık körlüğü) kseroftalmi gibi önemli görme bozuklukları meydana getirir. A vitamini ve bunun provitaminleri uluslararası birimle (Ünite Internationale) ölçülür. Buna kısaca UI denir. Bir UI 0,3 mg. A vitamini, yahut da 0,6 gamma yani mikrogram (miligramın 1/1,000′i) beta karotene eÅŸittir. Günlük ihtiyaç süt çocuÄŸunda 1 500 UI, gebe kadında 600 UI’dir. Aşırı A vitamini bazı dengesizlikler yapar.

Abiyotrofi nedir ?

Abiyotrofi

Görünürde hiç bir neden olmaksızın sırf yaşamları sona ermiş olduğundan sinir hücrelerini ve diğer doku elemanlarını bozan değişime tıpta verilen ad. Böyle bir durumda vücut hücrelerinde canlılık yavaş yavaş azalır, sonra büsbütün yok olur.

Aerosol Tedavisi

Aerosol Tedavisi

Kronik bronşit ve astım gibi akciğer hastalıklarının aerosol kullanılarak iyileştirilmesi. Hasta içinde penisilin, adrenalin ya da sülfamit bulunan damlacıkları püskürten bir aygıtın önünde oturup bunu solunur. Çok ince olan bu damlacıklar solunum yoluyla akciğerlerin alveol denen en derin noktalarına kadar ulaşır ve buradan da dolaşıma kandırlar.

Akrep ve Yılan Sokması

Akrep ve Yılan Sokması

Zehirli hayvanların içerisinde en tehlikeli olanları akrep ve yılandır. Yine bunların içerisinde de zehiri fazla veya az etkili olanları vardır.

Akrep veya yılan sokmasından sonra ilk yardım tedbirleri alındığı halde ısırdıkları yerin çevresinde şişlik görülürse; zehirin şiddetli olduğu anlaşılmalıdır.

Ne Yapmalı?

Sokulan yer, vakit geçirilmeden, aleve tutularak mikrobu öldürülmüş bir bıçak veya jiletle yarılmalı; zehirli kan emilerek tükürülmelidir. (Kanı emen kimsenin ağzında yara olmamalıdır.)

İlk yardım çantası varsa, yaranın üzeri dezenfektan bir solüsyonla temizlenmelidir. Sokulan yerin biraz üzerinden kravat, mendil, eşarp veya kemer gibi bir şeyle sıkmalı, böylece zehrin vücuda yayılmasına engel olunmalıdır. (Sargı yarım saatten fazla bekletilmemelidir, uzun zaman bekletilen sargı kan deveranını engelleyerek kangrene yol açabilir)

Hasta en kısa zamanda bir saÄŸlık kuruluÅŸuna yetiÅŸtirilmeli; geriye kalan tedavisi bir doktora bırakılmalıdır. Doktor gerekli gördüğünde “yılan serumu” verebilir. (Isırılan yerin kızgın demirle daÄŸlanması doÄŸru olmadığı gibi, mikrop öldürmekten baÅŸka hiçbir faydası yoktur.)

Hormonlar

ACTH

Böbrek üstü bezinin kabuk bölümünü uyaran adrenokortikotropik hormonun tıp dilinde kullanılan kısaltılmış adı. Kortikotropin de denir. Hu uyarıcı hormonu, hipofiz bezinin ön bölümü salgılar.

Böbrek üstü bezlerini uyaran ve hormon salgılatan madde budur. Gerilim gibi, daha çok kortizon salgılanmasını gerektiren durumlarda beyin ACTH salgılatarak ihtiyacın karşılanmasını sağlar. Ancak, kandaki kortizon düzeyinin yükselmesi hipofizi etkiler ve ACTH salgısına ara verilir. Kortizon düzeyi düşerse, ACTH yeniden salgılanır.

Adenokanser nedir ?

Adenokanser

Salgı salgılayan hücrelerden oluşan bezlerden meydana gelen dokularda gelişen kanser. Kanser hücreleri, kendinden oluştukları bezin mikroskopta görülen yapısını taklit ederler. Bu tip kanserli bir dokudan alınan hücrelerin mikroskopta incelenmesi, bunların deri gibi çok katlı yassı hücre tabakalarından oluşmuş ve farklılaşmamış ilkel hücrelerden meydana gelmiş başka tür kanserlerden ayırt edilebilmesini sağlar.

Bu tip kanser en çok mide, kalın bağırsak, meme, pankreas ve prostatta görülür. İnce bağırsaklarda, pek çok bez bulunduğu halde, ince bağırsak adenokanserine çok az rastlanır. Adenokanserin belirtileri hastalığın yerine ve tümörün boyutlarına göre değişir. Bu kanserlerin belirtilerinin erken devrede farkedilmesi, tümörün cerrahi yöntemlerle çıkarılmasını ve kesin tedavinin sağlanmasını olanaklı kılar. X ışınları, radyoaktif bir kaynaktan elde edilen gamma ışınları ve tümör hücrelerini etkileyen ilaçlarla da tedavi yapılabilir.

Abazi nedir ?

Abazi

Bacak kaslarının çalışmalarındaki dengesizlik sonucu yürüme yeteneğinin yitirilmesi. Abazi çoğu kez, astazi denen ayakta durabilme yeteneğinin kaybolmasıyla bir arada görülür. Ortaya çıkan dengesizlikteki farklar açısından ayrılan çeşitli türleri vardır. Abazi, sinir sisteminin organik bir hastalığı sonucu ya da akıl hastalığının belirtisi olabilir.

AkciÄŸer Apsesi nedir ?

Akciğer apsesi havada yaşayan ve irin (cerahat) yapacak nitelikteki (piyojen) mikropların meydana getirdiği ve belirli bir sınır içinde kalan irin bölgesidir. Akciğer kangreni de bu apsenin bir çeşididir; ancak bu çeşitte irinin oluşmasına aynı zamanda havanın dışında gelişen mikroplar da katılır. Bunlar irine çürüme, kokuşma niteliği, kangren niteliği verirler. İrin mikropları başka bir yerde etki göstermeden önce akciğerde yerleşmişse bu durumda meydana gelen apseye birincil apse denir.

Vücutta önceden meydana gelmiş mikroplu hastalık kaynaklarından (otit, apandisit, safra kesesi yangısı, lohusalıktaki mikrop kapmalar, yara durumuna gelmiş basurlar, bademcik yangısı, kan çıbanları, çürük dişler vb.) kan yoluyla akciğere gelen cerahat mikroplarının yaptığı apseye ise ikincil ya da metastazik apse denir.

Bir kimse zatürree veya bronkopnömoniyı tam atlatamamışsa, özellikle bu hastalıklardan birine bir grip selgını sırasında yakalanmışsa ve ateÅŸ ve üşüme günlerce sürmüşse akciÄŸer apsesi üzerinde durulmalı ve akciÄŸerlerin röntgeni çekilmelidir. AkciÄŸer apsesi belirtileri hastalık ilerledikçe daha açıkça ortaya çıkar. Hastada düşkünlük ve bitkinlik görülür. AteÅŸ sürekli olarak 39°C’nin üzerindedir. BaÅŸ aÄŸrısı, dil kuruması, yiyecekten tiksinme, kusma çabaları ve genel zehirlenmenin öteki belirtileri görülür. ÇoÄŸu zaman hasta göğüs kafesinde bir aÄŸrı duyar.

Hekim göğsü dinlediğinde normal olmayan bir ses işitir. Bu da hastalıklı bir noktanın varlığını gösterir. Bu nokta, en çok sağ akciğerin alt lopundadır. Bazen birdenbire kuvvetli bir öksürükle hastanın ağzı, akciğerin bu kesiminden gelen cerahatli bir sıvıyla dolar. Buna göğüs kusmuğu (vomik) adı verilir. Bu ilk kusmaya ferahlatıcı kusma denir; çünkü hasta böylece kokuşmuş ve zehirleyici bir maddeden kurtulmuş olur; bu da kendisini ferahlatır. Ancak bu ilk kusmadan sonra hasta daha küçük miktarlarda cerahat çıkarmaya devam eder.

Antibiyotiklerin bulunmasından önce, özellikle ivegen kangren yayılmalarında tedavi yolları çok zordu. Bugün kimyasal tedaviyle ve antibiyotiklerle çoğu zaman olumlu bir sonuca varılmaktadır.

Akantozis nedir ?

Akantozis hastalığı nedir ?

Üst deri katlarından en alttakinin yozlaşması. Akantozis Yunanca diken anlamına gelen bir sözcükten türetilmiştir.

Akantozis nigrikans: Derinin kahverengi ya da siyah bir renk alması. Çok az görülen bu durum boyunda, boyun kökünde, apış arasında bakışımlı olarak belirir; renk değiştiren alanlarda nasıra benzer çıkıntılar oluşur. Bunlara akantomata adı da verilir. Bu durum ergin kimselerde, vücudun bir alanında kanser bulunduğunu haber verir.

Aft nedir ?

Aft hastalığı nedir ?

Ağızda oluşan ufak bir ülser. Bazı kimselerde bu ülserler sık sık görülür ve bunların ortaya çıkması bir nedene bağlanamaz. Bazı kimselerdeyse mide, bağırsak sistemi hastalıkları, kimi ağır hastalıklar ya da vitamin eksiklikleriyle bir arada görülür.

Yeni doğmuş bebeklerin ağızlarında görülen ve pamukçuk küfü (Candida albicans) adı verilen bir mantarın sebep olduğu bir ağız enfeksiyonu olan pamukçuğa da aft diyenler vardır.